İlaç Zehirlenmeleri
http://www.gata.edu.tr/dahilibilimler/ichastaliklari/egitim/aih/aih5.pdf
İlaç kullanım şekilleri
İlaçların kana karışarak etki göstermesi aşağıdaki yollarla olur:
1.Oral (Ağız yoluyla) (Tablet,draje,surup,damla vs).
2.Rektal (Makat) yada Vaginal yolla ( Suppozituvar ve Ovül)
3.Enjeksiyon yoluyla (Ampuller,Flakonlar)
4.Inhalasyon yoluyla (Aeresoller)
5.Cilt yoluyla (Pomad ve Kremler , Transdermal Flasterler,hormon iceren Krem ve Jeller )
İlacın çok miktarda kana karışması gerekmiyor yada istenmiyorsa , burun,göz , kulak vagina veya rektal yollarla birlikte cilt ve ağız mukozası kullanılabilir.
Ağızdan alınan ilaçların emilimi genellikle barsaklarda olur.Emilimin miktarı ilacın şekline (tablet yada surup veya damla) alınış zamanına (aç yada tok) göre değişiklikler gösterir.Yemekten sonra alınan bir ilacın aç karna alınan bir ilaca göre emilimi daha az , etkisinin baslama süreside daha geç olacaktır.Ancak bu her ilaç çabuk etki etsin diye yemekten önce alınacak demek değildir. Dil altı tabletleri de ağızdan alınır,ancak yutulmaz.Bunların etkisinin çok kısa sürede başlaması gerekir ve bu nedenle çok ince olan ve kan damarlarının çok zengin olduğu ağız mukozasından emilmesi beklenir. Ağızdan alınan ilaçlar ince barsak duvarlarından geçerek kan dolaşımına karışırlar. Kan hücreleriyle karaciğere ulaştırılan ilaç molekülleri burada vücudun kullanabileceği şekle dönüştürülür ve buradan kan dolaşımına verilirler. Sistemik etkisi istenen ilaçlar rektal yoldan da verilebilir.Genellikle suppozituarların kullanıldığı bu yolla mide özsuyunda harabiyete uğrayan ilaçlar verilir.Ağız yoluyla ilaç kullanamayan hastalar da da rektal ilaçlar kullanılabilir.
TABLET,DRAJE VE KAPSÜLLER:Önce az miktarda su ile ağız ve boğazınızı ıslatınız.İlacı dilinizin uç kısmına koyunuz.İlacınızı , başka bir yol önerilmemiş ise sadece bir bardak suyla ve ayakta alınız.Tablet yada kapsül türü ilaçları kesinlikle susuz almayınız.İlacın yemek borunuza yapışmasına,etkinin gecikmesine hatta yemek borusuna zarar vermesine neden olabilirsiniz.
SUSPANSİYONLAR: Her dozdan önce şişeyi mutlaka çalkalayınız.İyice çalkalanmamış bir şurup,doğru dozda ilaç almanızı önler.İlacın içindeki ölçü kaşığını
dikkatle kullanın.Likit ilaçların üzerine içeceğiniz bir bardak su şurubun istenmeyen tadını örtebilir.
SUPPOZİTUARLAR: Buzdolabında saklayabilirsiniz.Ancak kullanmadan 20-30 dakika önce çıkartarak hafifçe yumuşamasını sağlamalısınız.
ASPİRİN
Aspirin, keşfedildiği günden bu yana tıp dünyasında şaşkınlık yaratıyor.
Her geçen gün yeni bir hastalığa iyi geldiği belirlenen 108 yıllık Aspirinin gerçek öyküsü daha eski: Aspirin, tam 3 bin 500 yıl önceye kadar gidiyor.
Tıp tarihçileri 1897 yılını Aspirin�in doğum yılı olarak gösteriyor ancak, insanlık tarihinin en iyi bilinen ilacının coşkulu öyküsü 3 bin 500 yıl önce başladı. Yazılı kayıtlara göre M.Ö. 2�nci yüzyılda romatizma ve sırt ağrısı için kurutulmuş mersin ağacı yapraklarından enfüzyon yapılması tavsiye ediliyordu.
Bin yıl sonra tıbbın babası Hipokrat ateş ve ağrı için reçetesine söğüt ağacı kabuğundan ekstre edilen suyu yazdı. Bu, suda bulunan ve ağrıyı hafifleten madde salisilik asitti. Orta çağda doktorlar Hipokratın bu tedavisini unuttu ancak halk söğüdü seviyordu. Bitkilere meraklı otacı kadınlar, söğütlerin kabuklarını toplar, kaynatır, ağrı ve ateşten şikayeti olanlara verirlerdi.
MELON ŞAPKALI KİMYAGER
Suskun dönem, 1763'e kadar sürdü. Bu tarihten sonra söğütten elde edilen salisilik asit etkin maddeli ilaçlar yazıldı hastalara. Ancak tadı acı, yan etkileri ağırdı. Ağrılara iyi geliyor ancak kokusu ve yan etkileri daha da hasta ediyordu.
Bu dertten mustarip biri de Bayer�de çalışan bilim adamı Dr. Felix Hoffmann�in babasıydı. Romatoid artrit (eklemlerin iç yüzlerini etkileyen iltihabi bir hastalık) yüzünden salisilik asitli ilaçlar kullanan baba Hoffmann yatalak olmuştu. Dr. Hoffmann, tıp tarihinin en büyük buluşunu, babasının acılarını dindirmek için yaptı; salisilik asiti, asetilsalisilik asite (ASA) çevirdi. Bayer, iki yıl sonra 20�nci yüzyılın evrensel iksiri olarak adlandırılacak Aspirini üretmeye başladı. Aspirin yoksulların satın alacağı kadar ucuz ve kolay bulunan bir ilaç oldu. İnsanları grip salgınlarından korudu. Ağrı kesici deyince akla Aspirin geldi.
Harika ilaç, 1971'e kadar bir sır olarak kaldı. Aspirini herkes biliyor ama kimse anlamıyordu; vücuda etkisi hiç bilinmiyordu. Aspirin�in ağrıyı nasıl etkilediğini Prof. John R. Vane buldu. Bu Vane�e Nobel Ödülü ile Sir unvanı kazandırdı.
Tıp bilimi doğal iyileşme sürecini desteklemek ve hastanın ağrısını gidermek için tedavi uygulamaktan oluşmaktaydı. Ateşi düşürmek, iltihabı iyileştirmek ve ağrıyı azaltmak ya da ortadan kaldırmak için prostaglandinlerin üretimini önlemek gerekiyordu.
Aspirin�in yaptığı tam da buydu işte. Bu bulgu, Aspirin üzerine yapılan araştırmaları tetikledi. Bugün yılda 500 Aspirin araştırması yayınlanıyor. Araştırmalar ağrıya ve soğuk algınlığına iyi geldiği bilinen ilacın her geçen gün başka bir etkisini ortaya çıkarıyor.
ASPİRİNİN YOL HARİTASI ÇİZİLDİ
İngiliz bilimadamı Dr. Derek Gilroy da 24 yıl sonra Aspirin�in başka bir etki mekanizmasını ortaya koydu. Bayer�in düzenlediği �Uluslararası Aspirin Ödülü�nü bu yıl alan İngiliz bilim insanı Dr. Gilroy, ilacın etkin maddesi asetilasilik asidin (ASA), enflamasyonu (ateş, ağrı, şişlik ve kızarıklık) nasıl engellediğini açıklayarak aldı. Gilroy, Aspirin�in nitrik oksidin (NO) üretimini uyararak enflamasyonları engellediğini buldu. Böylece 108 yaşındaki ASA�nın bugüne dek çok iyi bilinmeyen biyolojik etkisini açıklayan Gilroy�un bulgularının, ASA�nın diğer endikasyonlarının bulunmasına hız kazandıracağı bekleniyor. Bilim çevreleri, buluşu 108 yıl sonra ASA�nın çok sayıdaki biyolojik aktivitelerinin sadece bazılarının incelenmiş olduğunu gösterdiğini belirtiyor ve Aspirin�in yol haritasının çizildiğini söylüyor.
Mucizevi küçük beyaz ilaç
Halk arasında �Her derde deva� olarak bilinen Aspirin etkileri:
- Aspirin�in etkin maddesi ASA, soğuk algınlığı ağrılarını hafifletiyor, ateşi düşürüyor.
- Yüksek risk altındaki erkek ve kadınlarda kalp-damar hastalıklarından korunması için günde 75-120 mg ASA kullanmaları öneriliyor. ABD�de 10 yaşından büyük çocuklara koruma amaçlı günde 75 mg Aspirin veriliyor.
- Kadınların yüzde 80�inden fazlasında görülen, tekrarlayan gerilim tipi baş ağrılarını ASA�nın hızlı ve emniyetli bir şekilde hafifletiyor.
- Baş, diş, mafsal ağrıları, iltihaplanma, enfarktüs gibi birçok hastalığa karşı kullanılan �süper hap�ın her gün düşük dozda alındığında kanı sulandırarak, pıhtılaşmayı önlediği ve bu nedenle kalp krizi riskini azalttığı kesinlik biliniyor.
- Beyin kanaması geçiren kişilerin iki hafta boyunca Aspirin almalarının da fayda sağladığı açıklandı.
- Yapılan araştırmalarda Aspirin�in bağırsak kanseri, hatta akciğer kanseri tehlikesini de büyük ölçüde azalttığı ortaya çıktı.
Tüm bunlara rağmen bilimadamları, doktor kontrolü dışında sürekli ve fazla miktarda Aspirin alınmaması gerektiğine dikkat çekiyorlar. Doktorlar, fazla miktarda ve uzun süre alınan Aspirin�in, bazı kişilerde mide ve bağırsak kanamasına yol açabileceğini, gençlerde beyin ve karaciğerde tahribata sebep olabileceğini dile getirerek, alerjik yan etkilerinin ortaya çıkabileceğini söylüyorlar.
Aspirin�in koruyucu dozu tartışması
Aspirin�i nasıl almalıyız, her gün mü, yoksa gün aşırı mı? Ya miktarı ne kadar olmalı? Bugünlerde iki günde bir alınan �81 miligramlık� Aspirin�in kalp ve damar hastalıklarından korunmanın en iyi yolu olduğu konuşuluyor. Ancak doktorlar gün aşırı kullanıma sıcak bakmıyor.
Prof. Dr. Aytekin Oğuz (Metabolik Sendrom Derneği):Aspirin�in her gün alınması daha doğru. Çünkü kişinin aldığını zannedip içmeyi atlaması söz konusu olabilir. Akıl karıştırır. Bu yüzden her gün 70-100 miligram Aspirin alınmasını öneriyoruz. İçilen aspirinin çeşidi önemli değil. Önemli olan içindeki ASA. Aspirinle ilgili yapılan çeşitli çalışmalar düşük dozlarının da (70 miligram) kalp ve damar hastalıklarından koruduğunu ortaya koyuyor. Yani sadece yüksek dozları değil, düşük dozları da işe arıyor. Aspirin�in trombositler üzerinde kanın pıhtılaşmasını önleyen etkisi 24 saat sürüyor.
Prof. Dr. Çetin Erol (Ankara Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı):Evet her gün 75-150 miligaram arasında herhangi bir Aspirin�i içmelerini öneriyoruz. Ama herkese değil. 40 yaşını geçmiş ve en az 1-2 riski bulunanlara. Yani sigara içen, hipertansiyon, şeker ya da başka bir kalp ve damar hastalığı riskini artıran hastalığı bulunanlar alabilir. Sağlıklı insanlara önermiyoruz. Başta kanama gibi bazı olumsuz etkileri olabiliyor.